Cihad her hangi bir işi yapmak için ortaya koyulan gayrete/çabaya denir. Bizim dilimizde de kullanılır "cehd etmek" yani gayret etmek bir işi başarmak için çabalamak. Eğer Allah'ın herhangi bir emri için gayret harcanıyorsa buna "Allah yolunda cihad" denir. Örneğin; infak emri için malını ihtiyaç sahibine veren birisi veya öfkelendiğinde öfkesini yutan birisi gayret gösterdiği için "Allah yolunda cihad" etmiş olur. Allah adına yapılan savaşlarda düşmana karşı çabayı gösterdiği için cihad olarak adlandırılır.
İster kolay, isterse ağır gelsin siz sefere(savaşa) çıkın. Allah yolunda malınızla, canınızla mücadele(cihad) edin. Sizin için hayırlı olan budur. Bunu bir bilseniz.
(Tevbe suresi 41. Ayet)
Peki bu cihad hangi durumda meşru görülür?
Kuran’ı Kerim'e bakıldığında savaşın İslam dışındaki herkese yönelik olmadığı Müslümanların ancak savaş açanlara karşı müdafaa amaçlı savaşması açıkça anlaşılır.
Allah yolunda, SİZİNLE SAVAŞANLARLA SAVAŞIN, AMA HAKSIZ SALDIRI YAPMAYIN. Allah, haksız saldırı yapanları sevmez.
(Bakara suresi 190. Ayet)
Onlarla savaşın ki fitne (savaş ateşi) yok olsun ve Allah’ın koyduğu düzen hâkim olsun. SAVAŞA SON VERİRLERSE, YANLIŞ YAPANLARDAN BAŞKASINA DÜŞMANLIK EDİLMEZ.
(Bakara suresi 193. Ayet)
KENDİLERİNE KARŞI SAVAŞ AÇILANLARA SAVAŞMA İZNİ VERİLDİ ÇÜNKÜ HAKSIZLIĞA UĞRADILAR. Allah, onlara yardım için elbette bir ölçü belirlemiştir.
(Hac suresi 39. Ayet)
Bazı kesimler Tevbe suresi 5.ayeti anlamından koparıp insanların önüne koyarak İslam’dan olmayan herkesin öldürülmesi gerektiğini savunurlar.
(Dört)yasak ay çıkınca o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın, onlar için her gözetleme yerinde oturun. Ama dönüş yapar(tevbe eder), namazı kılar ve zekat verirlerse yollarını açın. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
(Tevbe suresi 5.ayet)
Bu ayeti içinde bulunduran Tevbe suresi baştan itibaren okunursa müşriklerle yapılan bir antlaşmanın olduğu ve savaşın İslam dışındaki herkese değil sadece antlaşmaya uymayıp saldırıya geçenleri kapsadığı anlaşılır.
Antlaşma yaptığınız müşriklere, Allah ve Elçisi tarafından ilişkiyi kesme duyurusudur.
(Tevbe suresi 1.Ayet)
5. ayetten hemen bir önceki ayette ise antlaşmayı bozmayıp saldıraya geçmeyenlere hiç bir şey yapılamayacağı açıktır.
Bu duyuru, sizinle antlaşma yapmış ve daha sonra bir kusur işlememiş, size karşı kimseye destek vermemiş müşrikleri kapsamaz. Onlara karşı olan andınızı süresinin sonuna kadar koruyun. Allah kendisinden çekinerek korunanları sever.
(Tevbe suresi 4. Ayet)
Surenin aşağıdaki diğer ayetlerinden anlaşılıyor ki ilk saldırıya geçenler Müslümanlar değil karşı taraftır.
EĞER ANTLAŞTIKTAN SONRA ANTLARINI BOZARLAR VE DİNİNİZE SALDIRIRLARSA KÜFRÜN ELEBAŞLARIYLA O ZAMAN SAVAŞIN. Çünkü verdikleri antlar artık bitmiş olur. Böyle yapın ki belki vazgeçerler.
(Tevbe suresi 12. Ayet)
ANTLARINI BOZAN VE ELÇİYİ YURDUNDAN ÇIKARMAYA KARARLI OLAN BİR TOPLULUKLA SAVAŞMAYACAK MISINIZ? HALBUKİ SİZDEN ÖNCE SAVAŞI BAŞLATAN ONLARDIR. Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer inanıp güvenmiş kimselerseniz bilin ki Allah, kendisinden korkmanıza daha layıktır.
(Tevbe suresi 13. Ayet)
Yine bu surede müşriklerden herhangi birinin Müslümanlardan güvence istemesi halinde Müslümanların ona en iyi şekilde güvence verme yükümlülüklerinden bahsedilir.
O müşriklerden biri senden güvence isterse ona güvence ver ki Allah'ın sözünü dinlesin. Sonra onu, kendi güvenlik bölgesine ulaştır. Böyle yap çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur.
(Tevbe suresi 6.Ayet)
İslam'ı savaş dini olarak göstermek isteyenlerin delil getirdiği 5. ayetin hemen altında ki 6. ayette müşriklerin güvence istemeleri halinde Müslümanların o müşrikleri bölgelerine güvenli bir şekilde götürme görevi vardır. Eğer amaç İslam'dan olmayanları öldürmekse Müslümanların neden müşrikleri güvenli bir şekilde yerlerine götürme görevi olsun ki? İddia edilenin aksine İslam'dan olmayıp Müslümanlarla savaşmayanlara karşı iyi ilişkiler içinde olmamız gerekir.
Allah, dininizden dolayı sizi öldürmeye kalkışmamış ve sizi yaşadığınız yerlerden çıkarmamış kimselere iyilik etmenizi ve değer vermenizi yasaklamaz. Allah değer bilenleri sever.
(Mümtehine suresi 8. Ayet)
Allah’ın yasakladığı şey sadece, DİNİNİNİZDEN DOLAYI SİZİ ÖLDÜRMEYE KALKIŞANLARA, SİZİ YAŞADIĞINIZ YERDEN ÇIKARANLARA VE ÇIKARILMANIZA DESTEK VERENLERE yakınlık göstermenizdir. Onlara yakınlık gösterenler yanlış yaparlar.
(Mümtehine suresi 9. Ayet)
Kuranı cımbızlama yöntemi ile anlamından kopararak söyletemeyeceğiniz hiç bir şey yoktur. Bu diğer kitaplar içinde böyledir herhangi bir kitaptan bir bölüm alıp o kitaba istediğiniz her şeyi söyletebilirsiniz o yüzden anlamak için kitabın tamamına bakmak gerekir. Ayrıca İslam'a göre din adına kimse zorlanamaz insanların Müslüman olmama gibi bir özgürlükleri vardır.
De ki "Bu doğrular Rabbinizdendir. İmanı tercih eden inanıp güvensin, görmezlikten gelmeyi tercih eden de kâfir olsun.
(Kehf suresi 29. Ayet)
Eğer Rabbin zorlayıcı kanun koysaydı yeryüzünde kim varsa hepsi birden inanıp güvenirdi. Böyleyken inanıp güvenenlerden olsunlar diye onlara baskı mı uygulayacaksın?
(Yunus suresi 99. Ayet)
Sen istediğini doğru yola getiremezsin, ama Allah, yola gelmeyi tercih edeni doğru yola getirir. Kimin doğruya yöneldiğini en iyi o bilir.
(Kasas suresi 56. Ayet)
Dinde zorlama olamaz.
(Bakara suresi 256. Ayet)
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir. Yoksa tepelerine dikilecek değilsin.
(Gaşiye suresi 22-23. Ayet)
Müslümanların yapmaları gereken Kuran'ı Kerim'i düzgün bir şekilde anlatmaktır en zorlu cihadlardan biri budur! İnanıp inanmamak kişiye kalmıştır.
Öyleyse kendini doğrulara kapatanlara(kafirlere) uyma; onlara karşı Kur'an ile büyük bir mücadeleye(cihada) giriş.
(Furkan suresi 52. Ayet)
Görüldüğü gibi Kuran'ı Kerim'e göre Müslümanlar İslam’dan olmayanları öldürmek, ekonomik ve siyasal güç elde etmek veya kişisel herhangi bir sebep için savaşamazlar. Savaşma izni ancak düşmanın saldırı ve zulmüdur. Düşman Müslümanların yurtlarını basar, hicrete zorlar, can, mal, din ve namus güvenliğini tehdit ederse bu durum savaşı zorunlu kılar.
(Ancak, İslam ile Müslümanlar arasında net bir ayrım yapmak zorundayız. Müslümanlar her ne kadar İslam dininin takipçileri olsalar da, sonuçta onların da -birçok zaman birçoğunun dini vazifelerinin önüne geçen- rasyonel çıkarları vardır; aslında toplumu çoğu zaman mobilize eden, siyasal elitin çıkarları olmuştur. Savaşın nedeni rasyonel sebepler olduğu birçok durumda da fakihler, müftüler savaşların dini nedenler için gerekli olduğunu bildiren fetvalar vermişlerdir. Bu fetvaları almak önemliydi, çünkü böylelikle savaşacak halkın gözünde savaşı meşrulaştırıyorlardı ve ayrıca insanları mobilize etmek için İslam’ın ontolojisinden ve eskatolojisinden de yararlanıyorlardı. İslam’ın ontoloji ve eskatolojisine göre her şeyi yaratan, her şeye gücü yeten bir Tanrı vardır; Tanrı, bu dünyadan sonra ahirette ebedi bir yaşam hazırlamıştır ve de herkesin ahiretteki yaşantısındaki yerini bu dünyada yaptıkları belirleyecektir.İslam’a göre Allah adına yapılan savaşta ölen şehitler ahirette cennet ile müjdelenmiştir. Sonuç olarak İslam, dünyevi çıkarlar üzerine kurulmuş hedeflerin üstesinden gelecek aşkın hedefleri, ontolojisi ve eskatolojisinde barındırmaktadır. İslami inanışa göre şehitler kısa dünyevi hayatlarını feda ederek mükemmel bir ebedi yaşama sahip olma olanağı kazanırlar. Kendi güç hesapları için savaş yapmak isteyenler, bu ontoloji ve eskatolojiyi kullanarak kitleleri savaş için mobilize etmeye çalışmışlardır.Sonuç olarak, cihad bir ikna etme mekanizması olarak kullanılmıştır.)
Parantez içinde alıntı yaptığım kısım Caner Taslaman’ın "Terör’ün ve ‘Cihad’ın Retoriği" kitabına aittir. Bu konu ile ilgili detaylı bilgi almak isteyenlerin okumasını tavsiye ederim.