17 Mart 2018 Cumartesi

HOCALARI İLAH EDİNMEK

Allah İslam'da helal ve haram koyma yetkisini peygamberi dahil hiç kimseye vermemiştir.Helal ve haramı yalnız Allah belirler ama gelin görün ki bugün İslam alemi Allah'ın haram kıldıklarını helal, helal kıldıklarınıda haram kılmaktadır.

Bilginlerini ve din adamlarını Allah ile aralarına koyup rab edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir ilaha(tanrıya) kul olmalarıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak(şirk) koştuklarından uzaktır.
(Kur'an- Tevbe suresi 31.Ayet)

Elmalı Hamdi YAZIR tefsirinde bu âyet ile ilgili bir rivayet paylaşır ve ardından şu açıklamalarda bulunur;

"Allah'ın elçisi Muhammed bu ayeti kerimeyi okudu. Bunun üzerine Adiyy b. Hatem Rasulullah'a dedi ki: 
"Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki.
Rasulullah:"Onlar Allah'ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?" dedi.
Adiyy b. Hatim: "Evet" deyince,
Rasulullah: "İşte böylece onlara ibadet ediyorlar." buyurdu.

Herhangi birini rab edinmiş olmak için behemehal(mutlaka) ona "rab" adını vermiş olmak şart değildir. Allah'ın emrine uygun olup olmadığını hesaba katmayarak, onun emrine uymak ve özellikle de dinin hükümlerine ait olan hususlarda onu kural koymaya yetkili sanıp ne söylerse, ne emrederse doğru farzetmek, ona uyduğu zaman Allah'ın emrine ters düşeceğini düşünmeden hareket etmek, onun emirlerini taparcasına yerine getirmek onu rab edinmek ve ona tapmak demektir.

Onlara, Allah'ın emirlerini uygulayan, O'nun dininin hükümlerini anlayıp anlatan kimseler gözüyle değil de, dinde sanki Allah gibi hükümler vermeye ve kurallar koymaya yetkili imişler gibi baktılar.

Allah'ın emirlerini göz ardı ederek âlimlere küçücük bir hüküm koyma yetkisi tanımak, Allah'tan başkasını Rab olma seviyesine çıkarmaktır. Şeytanlara, Tağutlara, Nemrudlara, Firavunlara, putlara ve heykellere tapmak nasıl şirk ve küfür ise âlimlere, Allah’a kul olmalarının üstünde bir değer vermek de şirk ve küfürdür."

Kuşkusuz Allah'ın kitabı evrenseldir, ayetler o güne hapsedilemez, bugün de İslam alimleri! Allah'ın haram kıldıklarını helal, helal kıldıklarınıda haram kılmıştır.
Bununla ilgili bir kaç örnek;

1)Küçük yaştaki çocuklarla evlenebileceğini söylüyorlar! Kur'an ne diyor?

Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin. Onlarda olgunlaşma (rüşd) görürseniz mallarını kendilerine verin;
(Kuran-Nisa suresi 6.Ayet)

Kur’an’a göre birinin ergenlik çağına gelmiş olması bile yeterli değildir. Onda rüşd(olgunluk) olmalıdır. Çünkü evlenmek isteyen kız ve erkek karşılıklı anlaşma yapacak(akit) ve mali yükümlülük altına girecektir. Mali yükümlülük ergenliğe ulaşmış bile olsalar çocuklara(rüşd olmayanlara) verilemez.

2)Namaz kılmayanlar zorla namaz kıldırılır oda olmadı öldürülür! Kuran ne diyor? 

Dinde zorlama olamaz.
(Kur'an-Bakara suresi 256.Ayet)

Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir. 
Yoksa tepelerine dikilecek değilsin. 
(Kur'an-Gaşiye suresi 21-22. Ayet)

Bırak öldürmeyi kimseyi ibadet etsin diye zorlayamazsın!
https://www.youtube.com/watch?v=x9-rAoXdX4U videoyu izlemenizi tavsiye ederim...

3)Midye ve karides yemek haram diyorlar! Kur'an ne diyor?

Allah size sadece ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Kim zorda kalır da aşırı gitmez ve başkasının hakkına saldırmazsa Allah bağışlar, ikramı boldur. Allah’a karşı yalan uydurmak için dillerinizin süslediği yalanla “Bu helaldir, bu haramdır” demeyin. Bu yalanı Allah’a atfetmeyin. Yalanlarını Allah’a atfedenler umduklarına kavuşamazlar. 
(Kur'an- Nahl suresi 115-116.Ayetler)

4)Kadının ve erkeğin aynı ortamda bulunması haram diyorlar! Kur'an ne diyor?

...kendi evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeşlerinizin evlerinde, kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde, anahtarı sizde olan veya ARKADAŞINIZA ait olan EVDE yiyip içebilirsiniz. Bir arada ve ayrı ayrı yiyip içmenizde de bir günah yoktur.
(Kur'an- Nur suresi 61.Ayet)

Kadınla erkeğin bir arada geçtiği her yerde cinselliği düşünen zihniyetten ne beklersin?

Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Allah'a ve resulüne itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir.Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.
(Kur'an Tevbe suresi 71. Ayet)

Helalı haram, haramı helal yapanlara Allah'ın şu sorusunu sormak lazım;

Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?
(Kur'an- Hucurat 16.Ayet)

13 Mart 2018 Salı

ATALAR DİNİ

Kur'an atalarının, aile fertlerinin, çoğunluğun yolunu körü körüne izleyerek dinini yaşayanlara "Allah'ın indirdiğine uyun" emri ile uyarmaktadır.

Onlara "Allah’ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır! Biz atalarımızı hangi yolda bulmuşsak, ona uyarız!" derler. Peki, ataları akıllarını bir şeye çalıştırmamış ve doğru yola da girmemişlerse, yine uyacaklar mı?"
(Kur'an-Bakara suresi 170.Ayet)

Bu ayetin benim için özel bir yeri var Kur’an’ı ilk okumaya başladığımda bu ayetle karşılaşıp “ya gördüklerim ve bildiklerim yanlışsa?” diye düşünmüştüm. Allah’ın indirdiğine uyun emri Allah’ın indirdiğinin ne olduğu sorusunu sormayı gerektirir. Ataların üzerinde bulunduğu yolun doğru yol olması bile o yolun doğru yol olup olmadığının araştırılmaması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. O halde içinde doğduğumuz toplumun dini hak din bile olsa sırf onlar öyle dedi diye onu Allah’ın dini olarak kabul edemeyiz. Diğer bir deyişle, o dinin hak din olduğu, ne kadar büyük âlim olursa olsun, toplumun hiç bir ferdinin sözüne dayandırılamaz. Çünkü ayette de belirtildiği gibi atalarımızın akıllarını çalıştırmamış olma ihtimalleri her zaman vardır.  Bu sorgulama ve araştırma Allah’ın dinini tespit için şarttır. Eğer bu yapılmaz ve ataların yani toplumumuzun ya da ailemizin dini sırf onlar o yolda diye kabul edilirse, o dinin yanlış olması durumunda doğruyu bulmamız mümkün olmayacak yani gerçek ayetler görülmeden geçilecektir.Ayetin devamı bu durumu şöyle dile getirmektedir:

"Ayetleri görmezden gelenlerin durumu, anlamadığı sese karşı öten karganın durumu gibidir; onların duyduğu sadece bir çağrı ve seslenmedir. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler. ONLAR AKILLARINI KULLANMAZLAR."
(Kur'an-Bakara suresi 171.Ayet)

Toplumunun dinini körü körüne kendi dinleri olarak belirleyenleri Allah kafirler (ayetleri görmezden gelenler) olarak tanımlamakta ve kör, sağır, dilsiz olarak değerlendirmektedir.O yüzden herkes "Allah'ın dininin" ne olduğunu "Allah'ın indirdiği kitaptan" en güzel şekilde öğrenmesi gerekir. Kafamızdaki İslam, Kur'an'da ki İslam olmayabilir.

12 Mart 2018 Pazartesi

KALICI OLANA YÖNELMELİ

Kadınları, oğulları, yığınla altını ve gümüşü, cins atları, en’amı(koyun, keçi,sığır,deve) ve ekini elde etme isteği insana süslü gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Kalıcı güzellikler, Allah katındadır.
(Kur'an-Ali İmran suresi 14.Ayet)

Bilin ki dünya hayatı bir oyun, bir oyalanma, bir süs, mallar ve çocuklarla övünme yarışından ibarettir. Bu hayat, bitirdiği bitkilerle çiftçileri hayran bırakan bereketli yağmura benzer. Sonra bitki kurur; onu sararmış görürsün, arkasından da çer-çöpe dönüşür. Ama Ahirette (öbür dünyada) hem ağır bir azap hem de Allah’ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanma dışında bir şey değildir.
(Kur'an-Hadid suresi 20.Ayet)

Kuran insana şöyle bir zihin inşaa eder;
Bu kısa dünya hayatı ile ilgili hedefleri koyupta ahiret hayatını ötelemek gibi ikinci plana atmak gibi bir yalnış yapma. Sadece bu dünya merkezli olursa insan, sanki ölüm yokmuş, dünyada ezeli olacakmış gibi yaşarsa en büyük hedef olan Allah'ın rızasını kaybedecek ve boşu boşuna yaşamış olacaktır!

Böyle söylendiğinde Müslümanların "Dünyadan tamamen el ayak çekip kendilerini ibadete kapatmalari gerekir" gibi bir ahmaklık anlaşılmamalı. Böyle bir inanışın hiç bir şekilde İslam'da yeri yoktur. Kuran'ı bir kere baştan sona düzgün bir şekilde okuduğunuzda eğer beyinsiz değilseniz bunu rahat bir şekilde görebilirsiniz. Bu tarz inanişlar "tasavvuf" adı altında İslam'a sokulmuş Müslümanları pasif/etkisiz etmek için uydurulmuş deli saçması inanışlardır. Hani anlatıyor ya hocalar "bir lokma bir hırka", "Peygamberimiz açlıktan karnına taş bağlardı" diye sonra bunları anlattıkları için milyarları indiriyorlar ceplerine fakir peygamber anlatarak zengin oluyorlar. Neyse...

Şunu demek istiyorum; ölüm unutulduğu zaman dünyadaki küçük hedeflerin insanları oluyoruz. Mal/mülk sahibi olmak, kariyer yapmak ,karizma elde etmek, evlenip çoluk çocuğa karışmak, emekli olup güzel bir yere yerleşmek gibi hedefleri başarı olarak görüyoruz. Bu saydıklarım yapılamaz mı? Tabii ki yapılabilir, meşru bir şekilde elde edilmesi İslam açısından sorun teşkil etmez ama bunlar ahiretin yanında sadece kısa süreliğine bir yararlanmadır gelip geçici şeylerdir ve yok olmaya mahkumdurlar!

Göklerde ve yerde var olan her şey yok olup gitmeye mahkumdur; ama kudret ve ihtişam sahibi olan Rabbinizin Zâtı sonsuza dek kalıcıdır.
(Kur'an-Rahman suresi 26-27.Ayetler)

Mal ve evlat, dünya hayatının çekici nimetleridir. Kalıcı olan iyi işler ise Rabbin katında sevap olarak da umut olarak da daha hayırlıdır.
(Kur'an-Kehf suresi 48.Ayet)

Bir hayatımız var, yakında geçmişte kalacak ve yalnızca Allah için yaptıklarımız sonsuza dek kalacak. O yüzden geçici olana değil kalıcı olana yönelmeli Allah'ın rızası için iyi ve güzel şeyler yapmalıyız. Aksi halde ne mi olacak ? Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in güzel bir sözüyle bitereyim;  "Hayat iman eden ve salih amel işleyenlerin dısında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur."